osman's profileҲ aNTiNorMaL ҲPhotosBlogLists Tools Help
Photo 1 of 49
August 27

Murphy Kanunları "Ters gidebilecek her şey, ters gidecektir."

Murphy Kanunları (ing.Murphy's Law) Amerikalı mühendis Edward A. Murphy, jr. tarafından, başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir.

Murphy Kanunları'nın temeli şu söze dayanır:
"Eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar veya felaket doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir."

Bu parola modern teknikte analitik ölçüt olarak hataları önleme stratejisi olarak kullanılır ve görünen en esprili ama aslında ciddi bir temel üzerine oturtulmuş kanundur.

 

Murphy Kanunları'na ters düşen karmaşık sistemlerden olan kültürler için ortaya konan kanun şöyledir: Belirli bir gelişme herhangi bir yerde ortaya çıkmadıysa, zaten bu durumda mümkün değilmiş demektir.

Olasılık "gerçek sonuçların olası sonuçlara oranı" şeklinde tanımlanır. Bir olay süreç içerisinde gerçekleşmezse, olasılığı 0'dır, yani imkansızdır. Murphy Kanunları ise olaya tersinden yaklaşır: Bir olay mümkünse, gerçekleşir. Murphy Kanunları temelini sibernetik ve sistem kuramındaki fen bilimsel-matematiksel bir kanundan alır. Bu da demektir ki; bir olayda az organizasyon ve daha çok kaos olasılık olarak sıkı organizasyona ya da daha çok düzene göre ezici bir üstünlük kazanır. Daha basit bir cümleyle söylemek gerekirse; kaos, düzenden daha olasıdır.

Kaptan Murphy 1949'da; insan bedeninin en fazla ne kadar ivmeye dayanabileceğini bulmasını sağlaması gereken, U.S. Air Force'un roket nakliye programı için mühendis olarak test alanında bulunuyordu. Çok pahalı olan bu deney sırasında denek üzerine 16 adet ölçüm cihazı bağlandı. Birisinin tüm cihazları yanlış bir yöntemle bağlaması, deneyin başarısız olmasına yol açtı. Bu deneyim Murphy'nin temel kanununu oluşturmasını sağladı.

Murphy Kanunları'nın tersi Yhprum Kanunu olarak tanımlanır.

 Genel Kurallar

  1. Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
  2. Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
  3. Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
  4. Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
  5. Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
  6. Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
  7. Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.

Örnekler

  • Yere düşen her şey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
  • Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
  • Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
  • İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
  • Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
  • Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
  • Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
  • Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.(her zaman)
  • Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
  • Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
  • Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
  • Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
  • Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
  • Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
  • Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
  • Birşeye ulaşmak istediğinizde ve ulaşamayıp umudunuzu kestiğiniz anda,bir yerden bir şekilde size gelir
  • İnsanlar daha çok karamsar düşündükleri için, sadece olumsuz olayları fark eder ve değerlendirirler. Normal olan olumlu olandır ve bu nedenle olumlu olaylar insanların dikkatini çekmez.

    June 21

    Ömer Hayyam'dan Seçme Rubailer

    Sevgili...
    Seninke ßen Pergel gibiyiz,
    iki ßaşımız var ßirtek ßedenimiz...
    Nekadar dönersem döneyim çevrende,
    Er ger ßaş ßaşa verecen deil miyiz?
     
     
     
     
    Dünya üç beş bilgisizin elinde;
    Onlarca her bilgi kendilerinde.
    Üzülme; eşek eşeği beğenir:
    Hayır var sana "kötü" demelerinde.
     
     

    Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
    Sana soracaklarım var, dedim;
    Sen ki her bilginin temelisin,
    Bana yol göstermelisin.
    Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
    Birkaç yıl daha katlan, dedi.
    Nedir; dedim bu yaşamak?
    Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
    Evi barkı olmak nedir? dedim;
    Biraz keyfetmek için
    Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
    Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
    Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
    Ne dersin bu adamlara, dedim;
    Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
    Benim bu deli gönlüm, dedim;
    Ne zaman akıllanacak?
    Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
    Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
    Dizmiş alt alta sözleri,
    Hoşbeş etmiş derim, dedi.

     erkan oğur.. 
     bir nefescik soyleyeyim
    dinlemezsen neyliyeyim
    ask deryasin boylayayim
    ummana dalmaya geldim
    ask harmaninda savruldum
    hem elendim hem yoruldum
    gazana girdim kavruldum
    meydana yenmeye geldim
    ben hakla oldum asina
    kalmadi gonlumde nesne
    pervaneyim ates ile
    sem ile yanmaya geldim
    ben hakkin kenter kuluyum
    kem damarlardan biriyim
    ayni cemin bülbülüyüm
    meydana ötmeye geldim
    şah hatayidir özümde
    hiç hilaf yoktur sözümde
    eksiklik kendi özümde
    darina durmaya geldim...

    May 07

    Nikola Tesla 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan 7 Ocak 1943, New York

    fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir

     

    Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç Tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. Annesi de onu destekledi, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz'daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi'nde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.

    Prag'daki tahsilini 1880'de bitirdikten sonra, Budapeşte'de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.

    Elektrik endüstrisinin durumu  O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun elektrik akımı olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt'ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.

    1884'de genç Tesla, kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York'ta gemiden ayrıldı. Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi'si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.


      Tesla'ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte'nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: "Buldum!" Tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan "dönen manyetik alan"ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.

    Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte'de "Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım" diyerek dinleyenleri şaşırttı.


     Edison tarafından cesareti kırıldı  Tesla'nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York'da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Edison'a rastladığı zaman Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, "Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun" dedi.

    Bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union'un ustası, yemek saatlerinde Tesla' nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla'yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla'nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirili bir miktar para koydular ve Tesla Batı Broadway'de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

    Cornell Üniversitesi'nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Tesla'nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.


     Alternatif akım ortaya çıkıyor O zaman Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla, 1887'nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan'ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

    Bu sırada Tesla, New York'da AIEE (Şimdiki IEEE)'nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.

    Fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? Doğal olarak, bu kuruluş, Edison-General Electric olmayacaktı. Aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.

    İşte tam o sırada George Westinghouse, Tesla'nın laboratuvarlarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Westinghouse, "Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim" diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar.

    Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse'dan bir lisans almak zorunda kaldı.

     


    1890'da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo'ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.

    Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Tesla'nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.

    O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt'luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)'de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW'lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt'a çıkarıldı.


     Uzaktan radyo kontrolu  Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Tesla'nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898'de New York şehrinin Madison Parkı'nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Birinci geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.

     

     

     Yüksek frekans öncülüğü Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Tesla'nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Tesla Bobinleri - Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

    Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Tesla'yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Tesla'nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Tesla, rezonans, vibrasyon ve "doğal 7 periyot"a ait matematiksel teorileri ispatladı.


     Dünya'nın en güçlü vericisi  Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla'yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.

    İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW'lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein'in, Tesla'nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

    1899'da alternatif akım patentleri için Westinghouse'dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs'deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Tesla New York'a geri döndü.

    Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla'nını hayranı olmuştu. Tesla, kısa zamanda Morgan'ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.


     Dünya çapında telsiz  Long Island'ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.

    Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow'u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.

    34'üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham'e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.

    Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.


     Kahin gelecekten bahsediyor  Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Tesla 'nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. "Dünya çapında telsiz sistemi"nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleri ile, Tesla'nın sonradan oluşumunu gördüğü Radyo sitesi anlatılıyordu..


     Morgan'ın yardımı sona eriyor  [değiştir]1904 Mart'ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt'luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.

    Niyagara Projesi asla gerçekleşmedi. Fakat, gösterişli Long Island'ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenlerle, J. P Morgan düşüncesini değiştirdi ve Tesla'nın para kaynağı aniden kurudu. Başlangıçta Tesla, Morgan'ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan kararlıydı. Morgan'ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi diye geçer çoğu kaynakta aslında bu sonradan öğrenilmiştir.Tesla'nın para kaynağını Edison ve adamlarının yani Edison'un sponsor firmasının kestiği öne sürülüyor.Ve aynı zamanda Tesla'nın bir çok deneyini Edison'un mahvettiği söyleniyor.Eğer belki Edison Tesla'nın bazı çalışmalarında Tesla'nın önünü kesmeseydi; belki Tesla şu an Edison'dan daha ün sahibi birisiydi.


           Birinci Dünya Savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre Long Island, Wardenclyffe'deki Tesla'nın şanlı kulesinin, A.B.D.'nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.

    Kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.


           1890'da Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz'lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz'e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt'a çıkarıldı ve Fessenden'in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.

    Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla "Radio Corporation of America (RCA)" şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919'da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.

    Birincisi N.J. New Brunswick'te kuruldu. 200 kilo Watt'da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Tesla'nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla'nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla gerçekleştirildi.


     Radar ve Türbinler  [değiştir]Tesla, birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti. 1917'de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. Eğer bu radar değilse, neydi? Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929'a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için "kepçesiz" yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. Kolay öfkelenen Tesla ile, Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

    Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.

    Tesla'nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912'de Nikola Tesla ve Thomas Alva Edison'un 40.000 $'lık Nobel Ödülü'nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Edison'u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917'de Tesla'ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.


     Kişilik..Tesla, yaklaşık 2 metrelik boyuyla kendi dönemine göre oldukça uzundu. Narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinirdi.

    Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.

    Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.

    Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.

    Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.

    Tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. Buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı.

    "Nikola Tesla" adı size bir şey hatırlatıyor mu? Tanıdık geliyor mu bir yerlerden? Tesla'nın adını duyan Türk vatandaşlarının sayısı pek azdır. Neden dersiniz? Edison'u sürekli şaşırtacak kadar yetenekli olan ve elektrik üzerine yaptığı deneyler yüzünden neredeyse dünyayı ikiye bölecek bu bilim adamının adını neden hiç duymadık?

    PHILADELPHIA DENEYİ:

    GÖKKUŞAĞI PROJESİ (PROJECT RAINBOW)

    1930'lu yıllarda Amerikan hükümeti bilim adamlarından gemilerin radarlarda görünmemesini sağlayacak bir yöntem geliştirmelerini ister. Başkanlığını Nikola Tesla'nın yaptığı bir grup bilim adamı bu isteği gerçekleştirmek üzere işe koyulurlar…

    Yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın sonunda proje deneme aşamasına gelir. Deneyde Amerikan donanmasında görevli küçük bir destroyer olan Eldridge adlı gemi kullanılacaktır…

    Gemi, jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donanır…

    22 Temmuz 1943'te saatler 09:00'ı gösterirken elektromanyetik alan jeneratörleri çalıştırılır. Eldridge'in etrafını önce yeşil bir duman kaplar. Gemiyi bu dumanın ardında görmek imkânsızlaşır. Alıcılar geminin kuvvetli bir elektormanyetik alanla çevrelendiğini göstermektedir. Duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha başarılı olduğu anlaşılır. Çünkü Eldridge sadece radarlardan değil, mürettebatıyla beraber "gözden de" kaybolmuştur!

     

    Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri elbette ki böyle bir deneyin ya da projenin varlığını asla kabul etmiyor. Tüm bunların asılsız, hayal ürünü iddialar olduğunu savunuyor. Ancak diğer taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri var. Zaten deney hakkında bilinenlerin çoğu da bu tanıkların ifadelerinden sağlanmış.

    Şimdi başa dönelim ve hikayemizin ayrıntılarına bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD'nin başkanı oldu ve hemen ardından eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla'yı Washington'a davet ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceğini sordu.

    Yanıt olumluydu. Başkan ona Gökkuşağı Projesi şeklinde bilinen projeden söz etti. Tesla bu proje üzerinde çalışmaya başladı. 1936'ya gelindiğinde Tesla önemli gelişmeler kaydetmiş hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi başarmıştı.

    Ancak yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmeleri ve Tesla'nın da insanlara zarar gelmeden bu deneyin yapılmasının olanaksız olduğu noktasında başlayan görüş ayrılıkları sonunda Tesla'nın son aşamada projeden ayrılmasıyla sonuçlandı. Bundan sonra projenin idaresini Dr. John von Neumann devraldı.

    Donanma, özellikle Almanlara karşı bir an önce ezici üstünlük sağlamak kaygısını taşıyordu. Bu üstünlüğü sağlamanın ise görünmezlikten geçtiği düşünülüyordu. Arzu edilen gemilerin "radarlara" görünmemesini sağlamaktı. Fakat sonuç beklenenden çok farklı oldu.

    Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları arasında dünyanın en büyük dahilerinden biri olarak gösterilen ve Nazi Almanyasından kaçıp ABD'ye sığınan Albert Einstein da vardı.

    Philadelphia Deneyi'nde en büyük katkılardan birinin Einstein tarafından sağlandığı düşünülmekte. Özellik Einstein'ın "Birleşik Alan Teorisi"nin deneyi başarıya ulaştıran faktör olduğu sanılıyor.

    Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya'da yayımlanan bir bilim dergisine göndermiş ancak tamamlayamadığını düşünerek geri çekmiş. Einstein'ın ileriki yıllarda teorisini tamamladığı, ancak bunun savaş sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Biz şimdi gelelim ilk deneyin ayrıntılarına.

    Haziran 1943'te deney için seçilen USS Eldridge'e elektormanyetik alan oluşturucu donanım yüklendi ve gemi Philadelphia Deniz Üssü açıklarında deneye tabi tutuldu. Deney sırasında yeni mürettebat da gemide bulunuyordu.

    Deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth'in mürettebatı da tanıklık etti. Andrew Furuseth'in özel bir yeri var, çünkü deney hakkında bugün bilinenlerin çoğunu bu gemide görev yapmış olan Carlos Allende'nin anlattıklarından biliyoruz.

    (Allende, 50'li yıllarda UFO araştırmacısı Morris Jessup'a yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlatmasaydı belki de bu olaydan hiç haberimiz olmayacaktı. Ve küçük bir not daha: Jessup 1959'da intihar etti. Ne ilginç değil mi?)

    22 Temmuz 1943'te şalterler kaldırıldı. Geminin gözden kayboluşuna kadar olanları biliyorsunuz. Ondan sonra olanlar da oldukça ilginç.

    15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu.

    Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir bölüm mürettebat yaşadıkları korku dolu dakikalarda gemiden aşağı atladı (Gemiden o anda atlayanların hiç birinin cesedi bulunamadı). Sağ kalanların çoğu akıllarını kaçırmıştı.

  • 5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar.

    Normal durumda olan mürettebatın ileriki zamanda olağan üstü şeylerle karşılaştıkları rapor edilmiştir.

  • Bulundukları yerde birden yokolup başka bir yerde görünebiliyorlardı.
  • Duvarların içinden geçebiliyorlardı.
  • Bir çoğu bu duvarların arasına sıkışarak can verdi.
  • Birden bire taş kesilip bir başkası onlara dokunana kadar öyle kalanlar vardı (Boyutlar arasında sıkışıyorlardı).
  • Bunun yanında doğa üstü güçlere sahip olanlarda vardı.

    Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler. Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar.

    Donanma bu personeli topyekun emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi.

    28 Ekim 1943'te ise Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleştirildi. Saatler 17:15'i gösterirken elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu.

    Bir kaç saniye süresince işler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu.

    Şimdi duyduklarınıza inanmayacaksınız belki ama Eldridge, bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleşti.

    Norfolk'ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi.

    Elektronik kamuflajı gerçekleştirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmişlerdi. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi ABD hükümeti asla böyle bir deneyin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü kabul etmedi.

    Donanmaya göre Eldridge, sözü edilen tarihlerde Philadelphia'da bile değildi. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte, yine enteresan bir yerde, Bermuda Şeytan Üçgeni'nde eğitim amaçlı olarak bulunduğu açıklandı. Eldridge daha sonra Yunanistan'a satıldı ve 90'lı yıllara kadar da 'Leon' adıyla hizmette kaldı.

  • April 17

    Ölümünün 53.yıldönümünde Seni Saygıyla Anıyoruz" ALBERT EINSTEIN"

    alberteinsteinpg4 
    14 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm kentinde doğan Albert Einstein, 1896’da Zürich Politeknik Enstitüsü’ne girdi. 1909’da profesör olan Einstein, önce Zürich’te sonra da Prag’da çalıştı. 1913’te Almanya’da Berlin Kaiser Wilhelm Enstitüsü Direktörlüğü’nü yaptı. 1922’de Nobel Ödülü aldı. 1933’e kadar Berlin’de yaşayan Einstein, Nazilere karşı tavır aldığı için Almanya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Fransa, Belçika, İngiltere ve son olarak da ABD’de yaşadı.

    Albert Einstein’in fizik alanında bilime yaptığı katkılar hiç kuşkusuz 20. yüzyılın en büyük katkılarıdır. 1905’te yayınladığı dört önemli çalışması; Rölativite Teorisi, Kütle-Enerji Eşitliği (E=mxc^2), Brownsal Devinmenin Açıklanması ve Işığın Foton Teorisi, Einstein’i fizik biliminin yaşayan en önemli otoritesi durumuna getirdi. Fakat onun bilime en önemli katkısı 1916’da açıkladığı “Genel Rölativite” teorisidir. Fizik biliminin eski mekanik fiziği aşarak kuantum fiziği aşamasını yakalamasında en büyük pay sahibi olan Einstein, hayatının son yıllarını elektromanyetik ve çekim alanlarını birleştiren Birleşik Alanlar Teorisi’ni oluşturmak için harcadı.

    20. yüzyılın dehası olarak da anılan ünlü fizikçinin oluşturduğu teoriler astronomi başta olmak üzere birçok bilim dalının önünü açıcı bir işlev yüklendi. 1955’te ABD’de Princeton’da ölen Einstein, yalnızca bilimsel dehasıyla değil, alçak gönüllü oluşu ve sadeliğe düşkünlüğüyle de anılırdı. Ayağında terlikler ve dağınık saçlarıyla ünlü üniversitelerin salonlarında konferanslar veren bu büyük deha insancıllığını hiç yitirmedi
     
    ESERLERİ

    Yaşamla Yazışma: Mektuplar
    Albert Einstein
    Belge Yayınları / Düşünce Dizisi

    "İşte elinizde Einstein'in mektuplarından yapılmış bir seçki. Çok değişik, geniş bir insan yelpazesi ile yazışmalar; insanlığın ve bilimin o anki gündeminde ne varsa, alabildiğine duru ve anlaşılır bir dille tartışılmakta. Kuantum Kuramı, Toplum Siyaset, Aydınlar, Hitler,....Bilim ve güncelliğin bir bilim ve düşün adamının yaşamında nasıl soluklandığını, bir söyleşi tarzındaki
    mektuplarda keyifle okuyacaksınız."
     
    HAKKINDA YAZILANLAR

    1.Çizgilerle Einstein
    Yeni Başlayanlar İçin
    (Einstein)
    Joseph Schwarz, Michael Mc Guinnes
    Milliyet Yayınları / Yeni Başlayanlar İçin Dizisi

    2.Einstein
    Jeremy Bernstein
    Pan Yayıncılık / Nar Yayın Dizisi

    Albert Einstein'ı herkesin anlayacağı bir şekilde tanıtan bu kitap, Einstein'ın üzerinde çalıştığı üç temel konu çerçevesinde düzenlenmiş: özel görelilik kuramı, genel görelilik kuramı (bilim tarihinin en estetik yaratısı olduğu söylenir) ve Einstein'ın kuantum fiziğine önemli katkıları.
    Jeremy Bernstein, Einstein'ın bilimsel bulgularının yanısıra ünlü bilim adamının yaşamını da aktarıyor.
    "(Jeremy Bernstein) içeriği zarif ve ilgi çekici tutmuş. Einstein'ın kişiliği ve düşüncelerini derinlemesine ele almış."
    -The New York Times-
                                                                                           einstein2
     
    "Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı."

    "Konfor ve mutluluk, benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat, ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye lâyık şeyler gibi geldi. Hatta ahlâkın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum." 
    "Hayat her zaman bir birşey olmaktır, asla mevcut olmak değil."

    "Kozmik dini tecrübe, derin bir bilimsel araştırma sırasında birden beliren en soylu, en güçlü şeydir. Kendi çabalarını ve yeteneğini anlamayan, bilimsel düşüncede hiçbirşeyin kendiliğinden oluşmayacağını görmeyen kişi, bilimsel bir eseri doğurabilecek tek şey durumundaki doğrudan pratik hayatın gücü olan his gücünü değerlendirmesini de bilemez."

    "Dinin gerçeği benim için, insanın kendisini bir başka insanın yerine koyabilmesi, onun sevinciyle sevinip, onun üzüntüsüyle kederlenmesidir."
    Emredici ahlâk, insanlığın en kıymetli geleneğidir. Ahlâki davranış, basitçe, hayatın belli zevklerine sırt dönmenin emredilmesine dayanmaz. Daha ziyade, bütün insanlar için daha mutlu bir kader olarak kabul edilen faydaya dayanır."

    "Şu kâinatın akla dayandığı veya en azından anlaşılır olduğu kanaati (ki bu, dini duyguya yakındır) bütün bilimsel çalışmaların temelini teşkil eder. Bu kanaat, aynı zamanda benim Tanrı anlayışımı oluşturur."
    "Bence, bir kişiye hayranlık duyulması doğru değildir. Tabiatın, çocukları arasında yetenekleri çok çeşitli olarak dağıtması kendindendir ve oldukça yetenekli bu çocukların sayısı da bir hayli fazladır. Bunların büyük kısmının sessiz ve silik bir varlık sürdürdüğü kanaatindeyim. Bunlardan bazılarına ölçüsüz olarak hayranlık duyulması, bana ne doğru, ne de iyi bir beğeni olarak geliyor, zira insanlar, onlara insanüstü zekâ ve karakter atfediyorlar. Kesin olarak benim payıma düşen şu; bana atfedilen kapasite ve mükemmellik ile gerçekte sahip olduğum arasında gerçekten gülünç bir tezat var. Eğer güzel bir teselli bulmasaydım, hakkımdaki bu kanı, benim için dayanılmaz olacaktı. Bulduğum teselli, tarih boyunca kıymeti sadece ruhi ve ahlâki planda olan insanların kahraman kabul edildiği gerçeğidir. Maddeci çağımızda çok sık tenkit edilse de, bu olgu, insanların çoğunun, kişinin sahip olduğu bilgiye ve dürüstlüğe, zenginlik ve güçten daha fazla değer biçtiğini ispat eder."

    "Sosyal adalet ve sorumluluğa dair şiddetli idealim, insanlarla doğrudan biraraya gelme konusunda bilinen yetersizliğimle her zaman zıtlık arzetmiştir. At koşulan bir araba için biçilmiş bir kaftan, yani tek kişilik bir koşu takımı için uygun bir atım. Böyle bir tecerrüd bazen acıdır ama, diğerlerinin anlayış ve sempatisinden uzak olmaktan üzüntü duymuyorum. Muhakkak birşeyler kaybediyorum bu bakımdan, fakat diğerlerinin alışkanlıklarından ve peşin hükümlerinden kendimi kurtarıyorum ve ruh duruluğumu böylesine hareketli temeller üzerine dayandırma arzusunda değilim."
    "Benim barışseverliğim bende insiyaki bir duygudur. Çünkü insanın öldürülmesi, bende tiksinti doğurmaktadır. Benim teorim, entelektüel bir teoriden doğmuyor, bilakis her türlü kan dökücülük, vahşet ve kine karşı duyduğum derin antipatiden ileri geliyor. Bu reaksiyonumu akılcılaştırmaya yönelebilirdim, ama bu gerçekte "a posteriori" (olaydan sonra, ondan ibret alarak geliştirilecek bir tepki) bir düşünce olacaktı."

    "İnsanları barışçılığa kazandırmak, sosyalizme kazandırmaktan daha kolaydır. Ekonomik ve sosyal meseleler bugün çok daha zordur, fakat erkeklerin ve kadınların barışçı çözümlere inandıkları bir noktaya ulaşmaları gerekmektedir. Siyasi ve iktisadi problemlere bir işbirliği anlayışı içinde yaklaşılması ümit edilir. Her şeyden önce sosyalizm için değil ama pasifizm (barışçılık) için çalışmamız gerektiği kanaatindeyim"

    "Modern eğitim tarzı, araştırma merakını henüz tam olarak boğamamıştır. Nazenin bir çiçeğe benzeyen araştırma merakı teşvik ve özellikle hürriyete ihtiyaç duyar, aksi takdirde sararıp solar. Gözlem ve araştırma yapma hazzının baskı, zorlama veya ödev duygusundan kaynaklandığına inanmak ciddi bir hatadır"

    "Birşeyi ezberlemektense, her türlü cezayı çekmeyi tercih ederdim"
    "Benim tipimde bir adamın gelişme sürecinde, bütün çabayı varlık hakkındaki entelektüel kaygıya teksif etmek için sadece şahsi ve anlık konularla ilgilenmek, yavaş yavaş bırakıldığında bir dönüm noktası meydana gelir. Benim gibi bir adamın varoluşunda esas olan şey "ne" düşündüğü ve "nasıl" düşündüğüdür"

    "İnsanlar dinlenmeli mi? Evet ama dinlenme nedir? Yattıkları zaman dinlenen insanlar vardır ve bunlar uyurlar, diğer bir kısım insanlar uyanık iken dinlenirler; bazılarının ise dinlenmek için çalışmaları veya yazmaları ya da eğlenmeleri gerekir. Herkese, nasıl dinlenilmesi gerektiğini göstermek için bir kanun çıkarırsanız, bu sizin herkesi aynı kabul ettiğiniz anlamına gelir. Aynı olan iki insan bile yoktur"
     
    "Belli bir hisle, saf düşüncenin, eskilerin rüyasını gördükleri, gerçeği yakalama istidadına sahip olduğunu düşünüyorum".
     
    Karşı karşıya kaldığınız aşılması güç problemleri, mevcut düşünce yapınızla çözemezsiniz; çünkü bu problemler, mevcut düşünce yapınızın ürünüdürler."
     
    Albert Einstein...
     
     
     
     
     
     
     
     
    ßir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların
    konumunu anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek,
    ve bu verileri inceleyebileğini de düşünürsek,
    aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da
    hesaba katarak bir hesap yaparsa,
    Hiçbirşey belirsiz deildir ve gelecek de, aynen geçmiş gibi gözlerinin önündedir...
                                                                                                      Laplace'in Şeytanı.
    March 03

    BaLıKaDaM

     
    TANIM
     
    Gemilerin, yüzer dok gibi motorsuz yük taşıtlarının ve liman gibi yapıların su altında kalan kısımlarının yapım veya onarım çalışmalarını yapan, batıkların çıkartılması ve her türlü arama ve kurtarma faaliyetlerinde bulunan, sualtı fotoğrafçılığı ve video çekimi yapan kişidir.
     
    GÖREVLER   
     
    - Su altındaki araziyi, gemi kanallarını ve dokları inceler,
    - Boru, kablo, su altı rayları döşer veya döşenmesine yardım eder,
    - Emme hortumlarını yerleştirir ve emme ve basma süzgeçlerini temizler,
    - Su altı rayları veya gemilerin suya indirildiği kızaklar üzerindeki engelleri giderir, dengesi bozulmuş demiryollarının altına kamalar koyarak düzeltir,
    - Yol, köprü, liman inşası sırasında su altı betonu döker, blok beton yerleştirir, su altı kaynağı yapar, direk, kolon vb. şeyler keser,
    - Suya yeni indirilmiş gemilerin omurgalarından kayma payandalarını ve kızaklarını söker,
    - Karaya oturmuş veya yan yatmış gemilerin kurtarılmasına çalışır,
    - Gemilerin veya dokların gevşemiş veya düşmüş perçinlerini takar,
    - Batık canlı veya ölü varlıkların, eşya, yük ve kalıntılarını çıkarır,
    - Her türlü arama ve kurtarma faaliyetlerinde bulunur,
    - Su altı araştırmalarında fotoğraf veya video çekimi yapar.
     
    KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
     
    Palet, maske, şnorkel, dalış elbisesi, ağırlık kemeri, regülatör, denge yeleği, tüp basınç göstergesi (Manometre), derinlik göstergesi, zaman saati, bıçak, pusula, fener, patik ve eldiven, dalış bilgisayarı, kamera,  fotoğraf makinesi, yapılacak işin türüne göre (kaynak, delme, kesme, çakma, beton dökme vb.) araç-gereç ve malzemeler.

         
    MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
     
    Dalgıç olmak isteyenlerin,
    - Dalmaya engel herhangi bir hastalığının olmaması,
    - Bedence güçlü, dayanıklı, özellikle solunum sistemi sağlam,
    - Ellerini, gözlerini ve ayaklarını eşgüdümle kullanabilen,
    - Soğukkanlı, tedbirli, çabuk karar verebilen,
    - Sualtı dünyasına ilgi duyan
    kimseler olmaları gerekir.
     
    ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
     
    Dalgıçlar, çalışmalarını su altında yürütür. Çalışırken boğulma veya vurgun yeme tehlikesi olabilir.
    Çalışma ortamı soğuk, nemli ve ıslaktır. Çalışırken amirleri, gemi personeli, meslektaşları, gemi acenteleri ile iletişim halindedir.
     
    ÇALIŞMA ALANLARI VE  İŞ BULMA OLANAKLARI
     
    Hem kamu sektöründe hem de özel sektörde çalışma olanağı vardır. Kamu sektörü olarak Ulaştırma Bakanlığı Liman İşletmeleri, Devlet Limanlar ve Hava Meydanları İşletmesi ve Tersaneler örnek verilebilir. Özel sektörde ise gemi kurtarma şirketleri, liman, köprü yapan inşaat firmaları, su sporlarına aktivitelerinde yer veren turizm tesisleri başlıca çalışma alanlarıdır.
    Ülkemizin üç yanının denizlerle çevrili olması gelecekte hem deniz taşımacılığının hem de turizm sektörümüzün bugün bulunduğu konumdan daha ileriye gideceğini göstermektedir. Bu da dalgıçlar için yeni iş olanakları yaratacaktır. Büyük otel, tatil köyü vb. tesislerin, etkinliklerini zenginleştirmek için dalgıç çalıştırmaya başlamaları, bu alanda insan yetiştirmek üzere çeşitli kurs firmalarının açılmasına da neden olmuştur.
     
     
    MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
     
    Meslek eğitimi, İstanbul Üniversitesine bağlı Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu’nun “Sualtı” programında ve Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun açmış olduğu kurslarda verilmektedir. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri, kendi bünyesinde ihtiyaç duyduğu dalgıçları yetiştirmek amacıyla, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı İstanbul Çubuklu Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı’nda bu mesleğin eğitimini vermektedir. Bunların dışında özel kurs firmaları da dalgıçlık eğitimi vermektedirler.
     
    MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
     
    Meslek liselerinin
     
    - Güverte,
    - Güverte – Avlama,
    - Yat Kaptanlığı
     
    Bölümlerinden mezun olanlar “Sualtı” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları taktirde yerleştirilebilirler.
    Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerden ya da liselerden mezun olanlar / olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa, ek yerleştirme ile açık olan programlara isteklerine ve ÖSS puanlarına göre yerleştirilebileceklerdir. Bunun için bu kişilerin ÖSYM Başkanlığınca yapılan Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) girmeleri ve yeterli “Eşit Ağırlıklı (EA)” puan almaları gerekmektedir.
     
    Ayrıca,  “Sualtı” programında öğrenim görebilmek için;
    - Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) yeterli “Eşit Ağırlıklı (EA)” puanı almış olmak,
    - 30 yaşını geçmemek,
    - Dalışa engel herhangi bir sağlık problemi bulunmamak,
    - İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Deniz ve Sualtı Hekimliği Anabilimdalı’ndan “Sualtıcı Olur” raporu almak,
    - İyi derecede yüzme bilmek,
    - Yapılacak özel yetenek ve mülakat sınavında başarılı olmak gerekir.
    Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun açtığı kurslara katılabilmek içinse dalışa engel bir hastalığının olmadığını ispat eden, tam teşekküllü bir hastaneden alınacak “sağlam” raporu gerekir.
     
    EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
     
    İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler MYO’nun “Sualtı” programının eğitim süresi 2 yıldır.
    Bu programda Fizik, Kimya, Biyoloji gibi temel bilim alanı ile ilgili dersler yanında, Oşinografi, Scuba Dalgıçlığı, Sualtı Arkeolojisi, Sualtı Arama Yöntemleri, Dalış Sağlığı ve Fizik Kondisyon Eğitimi, Sualtı Tehlikeleri, Gemi Kurtarma Dalgıçlığı gibi dersler verilir. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun açtığı kursların süresi ise her birey ve sertifika düzeyi için bireyin başarısı ve eğitmenin kişiyi yeterli bulmasına bağlıdır. Federasyonca verilen eğitim sırasıyla, Bir Yıldız Balıkadamlık, İki Yıldız Balıkadamlık ve Üç Yıldız Balıkadamlık düzeylerinden oluşur.
    Bir Yıldız Balıkadam eğitim programında, Dalış Malzemesine Giriş, Temel İşaretler, Basınç Hacim İlişkileri, SCUBA Kullanımı ve Prensipleri, Temel Fizyoloji, Malzeme Bakımı, Kendini Kurtarma- Başkasını Kurtarma, Dalış Bölgesi Seçimi gibi dersler, İki Yıldız Balıkadam eğitim programında, Dalış Hastalıkları, İlkyardım ve Kurtarma, Hava Hesapları, Azot Emilimi, Derin Dalış, Dalış Organizasyonu, gibi dersler, Üç yıldız Balıkadam eğitim programında ise Küçük Bot Hakimiyeti, Sualtı Nevigasyonu, Arama Kurtarma, Kompresör Kullanma, Kazaya Müdahale, Grup Dalış Organizasyonu gibi dersler öğretilir.
     
    MESLEKTE İLERLEME
     
    Kişi, Üç Yıldız Balıkadamlık düzeyinden sonra sırasıyla
    - Bir Yıldız Eğitmen,
    - İki Yıldız Eğitmen ve
    - Üç Yıldız Eğitmen
    unvanlarını alarak meslekte ilerleyebilir.
    Ayrıca, “Sualtı” ön lisans programını başarı ile bitirenler ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş Sınavında başarılı oldukları taktirde, “Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği”  alanında dört yıllık lisans programına dikey geçiş yapabilirler.
    BENZER MESLEKLER: Yüzücü, Yüzme öğretmeni.
     
     
    BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
     
    İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler MYO’nun “Sualtı” programında okuyan öğrenciler Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün sağladığı kredi imkanlarından yararlanabilirler. Bu eğitimi Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun açtığı kurslardan alanlarda ise eğitim süresince bir kazanç söz konusu değildir.
    Kişi, dalgıç unvanı aldıktan sonra ise çalıştığı yere göre farklı miktarlarda ücret alır. Örneğin kamu kesiminde çalışanlar asgari ücretin 7 katı, özel sektörde ise anlaşmalara bağlı olmakla birlikte aylık olarak asgari ücretin 15-20 katı ücret almaktadırlar. Dalgıçlar bazen, günlük 250-300 Dolar civarında gelir elde edebilecekleri kısa süreli çalışmalarda da bulunabilmektedirler.
     
    DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
     
    - İlgili Eğitim Kurumları,
    - Türkiye İş  Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi,
    - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.

     a$aĞıDaKi ReSMi DiKKaTLiCe OKuyun !! oKuLa GiRiŞ KoŞuLLaRı

     

    Windows Media Player

    Ҳ aNTiNorMaL Ҳ

    osman akkuzu

    Occupation
    Location
    Interests
    [ { ( # ) } ]